Mezun Olmak – Üniversite Mezunu Olmanın Günümüz Değeri

Sabah erkenden kalkıp, gözümüzü açmadan giyinip, sıcak soğuk demeden doğruca tahta sıralara koştuk. İlkokuldan, lise sona kadar tam 12 yıl boyunca. Sonra zorunlu eğitim kalktı aramızdan fireler vererek üniversitelere daldık. Daldık derken o kadar kolay olmadı. Lisede, dershane ve okul -belki biraz özel ders- arasında mekik dokuduktan sonra sınavdan sağ çıkanlar olarak, belki ilk denemede belki de birkaç deneme sonrasında, hayatımızın dönüm noktalarından birine adım attık. Peki, üniversite ne demek? Ne amaçla kuruldu? Günümüzde amacından saptı mı?  Üniversite mezunu olmak ne demek? Üniversite mezunu demek meslek sahibi olmak mı demek? Öncelikle üniversitenin kelime anlamı ile başlayalım. TDK’ye göre üniversite kelimesinin anlamı; “bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu” şeklindedir. Fransızca kökenli olan üniversite kelimesi, birebir Türkçeye çevrildiğinde “evrenkent” kelimesi ortaya çıkıyor. Evrenkent; evrensel kent yani evrensel yargıların, ön yargılardan ve dogmalardan arınmış bir şekilde analiz etme ve eleştirel yaklaşarak araştırma yeteneklerini kullanan, aklı hür, fikri hür ve vicdanı hür bireylerin bir çatı altında toplandığı yerlerdir. Olaylara bilimsel açıdan bakabilen insanların toplandığı bir kent de diyebiliriz. Üniversiteler bilimin, teknolojinin filizlendiği ve ilk geliştiği yerlerdir. Yeni bilgilerin üretildiği, yeni bakış açılarının geliştiği ve araştırmaların yapıldığı, belli bir eğitim  almış ve uzmanlık kazanmış kişilerin ortak projeler geliştirdikleri yerlerdir. Üniversite mezunu olan kişiler ise hayatı, akıl ve bilim süzgecinden geçirerek, sürekli sorgulayabilen insanlardır. “E madem öyle sen, ben, o ve ülkenin geri kalanı sadece sorgulamak için mi okuduk?” diye sorabilirsiniz. İnsanlar nereyi yanlış anlamış, günümüze kadar üniversiteler nasıl değer kaybetmiş bir bakalım. Eskiden ülkemizde sayılı üniversite varken üniversite mezunu olmanın değeri ve verdiği saygınlık bambaşkaydı. Sayısı az olduğu için herkes gidemiyor, dolayısıyla herkes üniversite mezunu olamıyordu. Günümüzde ise Türkiye’de “her ile bir üniversite” kazandırılmaya ilişkin sürdürülen yoğun çalışmalar hedefine ulaştığı için 130’u devlet üniversitesi, 73’ü vakıf üniversitesi olmak üzere artık Türkiye’nin her ilinde fazlaca üniversite bulunmaktadır. İktisattan aşina olduğumuz azalan verimler kanunu gibi mezun sayısı öyle bir arttı ki geldiği noktadan sonra marjinal fayda negatife indi. İktisadi terimleri bir tarafa bırakalım, demek istediğim, mezun sayısı arttıkça kişinin kendisine ve ülkesine verdiği faydanın düşmesi. Peki, bu nasıl oldu? Üniversitelere olan bakış açısı zamanla nasıl değişti? Üniversiteleri günümüzde; iş bulma, meslek edinme kapısı olarak gören çok kişi var. Ninelerimiz, dedelerimiz “Aman kızım/oğlum biz okumadık siz okuyun, bizim gibi olmayın.” diyerek sanki yeterince okuyup mezun olamazsak onların tabiri ile bir baltaya sap olamayacağımızı düşünmeye itildik. Beklentileri üstümüze çektik, okuyup onlar gibi olmamak, belki de Dünyayı değiştirmek gibi görevler bahşedildi bizlere. Dünya’nın her yerinde üniversite mezunu olmak; iyi bir eğitim almak, iyi şartlarda çalışmak demektir. Bunun için toplumlar yatırımlarını yapıyor, aileler tüm kaynaklarını harcıyorken ülkemizde eğitime yapılan harcama yıldan yıla düşmekte.

Bunu ben değil, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) her yıl yayınladıkları “Bir Bakışta Eğitim” raporları söylüyor. Bu düşüşün aksine toplumun, üniversite mezunu genç işsizlerden beklentisi kat be kat yükselmektedir. Nasıl yani eğitime verilen önem düştüğü halde üzerimizdeki beklenti artıyor mu? Üniversitede okuyan öğrenci sayısı yerine onlara verilen eğitimin niteliğine, üniversite sayısı yerine kalitesine odaklanmadığımız sürece işin içinden çıkamayacak gibiyiz. Üniversiteleri, lisenin devamı gibi görmekten acilen vazgeçilmeliyiz. Öğrencilerin lisedeki düzenden sadece birkaç ay içinde vazgeçmelerini ve bir anda hayata farklı açılardan bakmalarını bekleyemeyiz. Liselerde sorgulayıcı ve analitik bakış açısı kazandırılmadan, düşünce özgürlüğü yaşatmadan, gençlere yetki ve sorumluluk bilinci aşılamadan, Dünya sıralamalarında yükselme şansımız yok gibi duruyor. Eğitim sisteminin ezberle, yaz, geç sistemi devam ettiği sürece eğitim kurumlarının “akademik” anlamı hep havada kalacak gibi. Başarılı her bireyde, yetki ve sorumluluk bilinci mutlaka vardır. Bu bilinç, derslerde gösterilmiyor, fakültelerde yaşatılmıyor. Gençlerden, oturup araştırma yapmaları ve bir yere varmaları beklendiği için pek çoğumuz o yere ulaşamadan mezun olup yolumuzu kaybediyoruz. Beklentileri derya deniz olan bir toplumun içinde; zorluklar, yasaklar, engellenmeler, sınavlar, testler ile zamana karşı yarışarak “başarılı olma” gibi yüklerin altında kalıyoruz. Üniversitenin teorik bilgisiyle iş hayatının pratiği hiçbir zaman örtüşmüyor. Acı olan ise mezun olmadan birçoğumuzun bunu anlayamaması. Aslında sorulması gereken soruların başına “Ben bu Üniversiteyi neden okudum?” ve “Gerçekten bu bölümü okumak istiyor muyum?” gibi soruları eklediğimizde ortalık karışacak farkındayım. Fakat “Kaç kişi gerçekten istediği bölümü okuyor?”, “Kaç kişi üniversite sınav sonucuna göre bir yerlere gidiyor?”, “Bu konularda ne yapılabilir?” sorularını genç, yaşlı herkesin düşünmesini istiyorum.

Evet, farklı şartlar altında hem dünya hem yaşıtlarımız hem de kendimiz ile bir yarış içindeyiz. Kartlar dağınık dağıtılıyor ve bizden oyunu kurallarına göre oynamamızı bekliyor olabilirler. Peki, bunca düşünceye karşı gençler olarak bizler neler yapabiliriz?

One thought on “Mezun Olmak – Üniversite Mezunu Olmanın Günümüz Değeri”

  1. Yarem dedi ki:

    Araştırmak günümüzde başkasının bilgisini intihal etmek gibi mühim bir seviyeye ulaşmıştır.Bunun yerine öğrencilere kendilerinin öğrenecekleri,düşünecekleri,yaratacakları bir alan yaratılması gerektiğini düşünüyorum.Bununla beraber eminim ki Turkcell şirketi bunu başarmaya başladı bile,umarım ki hakettiğiniz yerlerde olursunuz.
    Bir öğrenci olarak okuduğum yazıyla bana ayna tutulmuş gibi hissettim.Bizi anladığınız için teşekkür ederiz,emeğinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir